Yeniden Değerleme Oranı

 

Değerli okurlar, bu ay bültenimizin içerisinde incelediğimiz enflasyon oranındaki değişimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine paralel olarak bu bölümde, sizlere yeniden değerleme oranlarına güncel hali ile bahsetmeye çalışacağım.

Maliye Bakanlığı her dönem düzenli olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre yeniden değerleme oranını, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Üretici Fiyatları Genel Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olarak belirlemektedir. Maliye Bakanlığı bu oranı Resmî Gazete ile ilan ettirmektedir.

En güncel hali ile birlikte 17 Kasım 2011 tarih ve 28115 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 410 Sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yeniden değerleme oranı 2011 yılı için % 10,26 (on virgül yirmi altı) olarak tespit edilmiştir.

Sözkonusu tebliğde, ayrıca bu konuda daha önce yayımlanmış olan tebliğlerin de yürürlükte bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca 2011 yılı için % 10,26 olarak belirlenen oranın aynı zamanda 2011 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacağı belirtilmiştir. Buna ilave olarak 24/4/2003 tarihinden önce yatırım teşvik belgesine sahip olan mükellefler, kazançlarının yetersiz olması halinde indirim konusu yapamadığı devreden yatırım indirimi istisnası tutarını yukarıda belirtilen yeniden değerleme oranında endeksleyebileceklerdir.

Yeniden değerleme oranlarının işletme resmi defterlerine kayıt edilmesine ilişkin kısaca bilgi vermek gerekirse, yeniden değerleme oranları sabit kıymetler, hisse senedi ve iştirak hesapları üzerinden değerlemeye tabii tutulmaktadır. Bu değerlemenin nedeni bu hesaplara ilişkin kıymetler alış değeri üzerinden resmi defterlere kayıt edildikten sonraki dönemlerde aynı kıymetlerin üzerinde oluşabilecek enflasyonist etkilerin giderilmesi ve eğer enflasyondan etkilenerek kâr oluştuğunda ise işletme için bir fonda biriktirilmesi suretiyle kıymetlerin yenilenmesi adına ilerideki dönemlerde kullanılabilmesidir.

İktisadi kıymetin yeniden değerlemeden önceki net bilanço aktif değerinin, yeniden değerlemeden sonraki net bilanço aktif değerinden çıkarılmasıyla iktisadi kıymetin yeniden değerlemeden doğan değer artışı hesaplanmış olur. Yeniden değerleme net değer artışı ilgili sermaye hesabının altına alacak şeklinde kaydedilir ve oluşan değer artışları sermayeye ilavesi veya başka bir amaçla kullanılması durumunda bu hesaba borç kaydedilerek kullanılır.

Son olarak yukarıda kısaca yeniden değerleme oranları ilanı ve işleyişi ile ilgili bilgiler vermeye çalıştım. Ekonomistler Platformu olarak yayınladığımız bültenimizde muhasebe işleyişi ve kayıtlarına ilişkin bilgileri ve vergi mevzuatına derinlemesine bir anlatımı uygun bulmamaktayım. Ancak sizlere yeniden değerleme uygulamalarında dikkat edilmesi gereken önemli hususları belirtmek istemekteyim. Öyle ki; amortisman süresi tamamlanan iktisadi kıymetler için yeniden değerleme hesaplanmamalıdır, eksik ayrılan veya hiç ayrılmayan amortismanlar yeniden değerleme sırasında tam ayrılmış gibi dikkate alınmalıdır, yeniden değerleme herhangi bir yıl yapılmadığı veya değerleme oranı düşük uygulandığı takdirde geriye dönük yeniden değerleme hesaplaması yapılmamalıdır.

Önceki Beklentilerin Gerçekleşmemesi
Sonraki Anadolu Kaplanları

Yazar Hakkında

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Blog

Yeni Endeksler ve Alınan Önlemler

Hakan Aktaş, Ekonomistler Bülteni Yayın Koordinatörü   Her ay Dış Ticaret Endekslerinin açıklanacağı zaman yaklaştıkça heyecanlanmamak elde değil. Geçen hafta sonu açıklanan Haziran endekslerine baktığımızda artışların (hem ihracat hem de

Blog 0 Yorum

Madencilik Sektörüne Bakış

Sina Erkul, Stratejik Planlama Analisti Türkiye’nin belli başlı özeliklerini destanlaştırıp anlatır dururuz. Bu destanlaşan özelliklerden biri de zengin maden yataklarımızdır.  Gelin görün ki o madenleri yıllardır kazma kürekle gemilere yükleyip

Blog 0 Yorum

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi: Fırsat mı Zorunluluk mu?

Berna Ülkü, Ekonomistler Platformu Üyesi Türk Ticaret Kanunu, şirketlere yönetim kurullarında en az yüzde 30 bağımsız üye bulundurma zorunluluğu getiriyor. Bu şu demek;  SPK’nın kurumsal yönetim ilkeleri gereği halka açık