Makro Görünüm – Fırat Polat

Ülkemizin iyiden iyiye seçim atmosferine girdiği şu günlerde, ekonomimiz de 2011 yılındaki seyrini netleştirmeye başlamış bulunmakta. Girilen seçim süreci Türkiye ekonomisini de yeterince ısıtmışa benziyor. Seçimlere çok kısa bir süre kalmışken biz de Türkiye ekonomisinin bu dönemde nasıl bir performans gösterdiğini inceleyelim.

ENFLASYONDA DÜŞÜŞ DURDU

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2011 yılı Eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK`ten yapılan açıklamada geçtiğimiz ay Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) bir önceki aya göre yüzde 0,87 oranında artış gösterdi. Bir önceki yılın aynı ayına göre ÜFE artış oranı ise yüzde 4,26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 6,79 artış göstermiştir. Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ise bir önceki aya göre 0,87, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,26 olarak hesaplandı. Böylelikle TÜFE`deki gerileme sürecinde de sona gelinmiş oldu.

 

En Yüksek Artış ‘‘ Petrol ve Doğalgaz Çıkarımı ile Eğitim Grubu`nda’’

ÜFE`de bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektörlerin başında yüzde 8,07`lik artışla ham petrol ve doğalgaz çıkarımı gelmekte.

TÜFE`de Nisan ayında ana harcama grupları itibariyle en yüksek artış yüzde 10,91 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı ayına göre TÜFE`de en yüksek artış yüzde 8,21 ile çeşitli malve hizmetler grubunda görülmektedir.

2010 ve 2011 Yılı TÜFE Rakamları

2010 ve 2011 Yılı ÜFE Rakamları

2009 yılının başından bu yana, küresel kriz ile birlikte inişe geçen enflasyon rakamlarının düşük seviyelerdeki seyrine devam ettiğini görmekteyiz. Fakat İşlenmemiş gıda fiyatlarında yaşanan artışlar ve 2011 yılının seçim yılı olması gibi sebeplerden ötürü enflasyon rakamlarının seyrinin yukarı yönlü bir hareket göstereceğini tahmin etmekteyim. Aslında enflasyonun yukarı yönlü hareketinin başlaması talep canlanmasının istenen düzeye ulaştığının bir göstergesi olarak da kabul edilebilir.

Önümüzdeki ay, ithalat fiyatlarındaki artışların gecikmeli yansımalarının temel mal fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edeceğini ve enflasyonda bir miktar daha yükseliş olacağını düşünmekteyiz. Son bir haftalık yakın süreçte başta altın olmak üzere, emtia fiyatlarındaki düşüşün spekülatif bir hareket olduğunu düşünmekle birlikte bunun enflasyon üzerinde herhangi bir etkisi olacağını düşünmemekteyiz. Enflasyon rakamlarında yaşanan bu artışın herhangi bir panik yaratmaması gerekir. Ancak TCMB`nin yeni döneminde ilk yapılan açıklamanın enflasyon rakamlarında yılsonu beklentisinin yukarı yönlü olarak güncellenmesi de akıllarda soru işaretleri bıraktı.

İSTİHDAM SAYISI UMUT VERİCİ AMA YETERLİ DEĞİL

 

Nisan ayında açıklanan verilere göre 2011 yılının Ocak ayında işsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14,5 düzeyinden 2,6 puan düşerek yüzde 11,9 düzeyine geriledi. Bu dönemde işsiz sayısı 547 bin kişi azalarak 3 milyon 44 bin kişiye düşmüştür. İşsizlik rakamlarındaki bu düşüş gerçekten de sevindirici ve ekonominin rayına oturmaya başladığının da bir göstergesi olarak algılanabilir.

Ocak 2011 rakamlarına göre, istihdam edilenlerin sayısı 1 milyon 299 bin kişi artarak 22 milyon 461 bin kişiye yükselmiştir. Yine bu dönemde kayıt dışılık oranı da yüzde 40, 9 olarak gerçekleşti. Global krizin etkilerinin geçtiğini şu aşamada söyleyebiliriz. Aslında rakamları incelediğimiz de en sevindirici durumun istihdam edilenlerin sayısındaki artıştır. 1 milyon 300 bin kişilik istihdam artışı gerçekten de önemli bir rakam. Türkiye`de ekonomin ısınmaya başlamasının en önemli göstergesi olarak istihdam edilenlerin sayısındaki artışı söyleyebiliriz.

Ocak Ayında Yıllar İtibariyle İşgücü Oranları İşgücüne Katılma Oranı İşsizlik Oranı
2005 44,8 11,8
2006 44,7 12,1
2007 45,3 11,3
2008 44,4 11,6
2009 45,8 15,5
2010 47,5 14,5
2011 48,1 11,9

Hane halkı İşgücü Araştırmasının Ocak 2011 verilerinde en çok dikkat ettiğim nokta yine genç nüfusta işsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre 3,9 puanlık düşüşle yüzde 22 olarak gerçekleşti. Rakamların aşağı yönlü hareketi olumlu görünse de, yüzde 22`lik rakam hala çok yüksek. Türkiye`nin makro ekonomik hedeflerinde, genç işsizliğindeki bu yüksek oran kara bir leke olarak görünmekte.

 

Kabul edilsin ya da edilmesin, Türkiye ekonomisinin şu aşamada en büyük belirsizliğinin seçim süreci olduğunu düşünmekteyim. Mevcut iktidar kalsa da, yeni bir yönetim gelse de önemli olan işsizlikle mücadele için nasıl bir strateji izleneceğidir. Mevcut iktidarın makro ekonomik göstergelerde olumlu bir sürdürülebilirlik sağladığını söyleyebiliriz. Ancak işsizlikle mücadele de bugüne kadar uygulanan yöntemlerin etkili olmadığını söylemek de yanlış olmayacaktır. Türkiye`nin 2023 vizyonundan hemen hemen herkes bahsetmekte ancak bu planlar arasında istihdamın yapısı ve işsizlik konularına çok fazla değinilmemesi de bir hayli düşündürücü.

BÜTÇE SAĞLAM GÖRÜNÜYOR

2011 Yılı Mart ayında merkezi bütçe 6 Milyar 118 Milyon TL açık verdi. Bütçe geçen yılın aynı döneminde 5 Milyar 948 milyon açık vermişti. Bütçe Açığı, Ocak – Mart döneminde yüzde 63,6 oranında azalışla 4 Milyar 124 Milyon TL olarak kayıtlara geçti.

Açıklanan rakamlara göre Mart ayında faiz dışı açık 2 milyar 123 milyon lira oldu. FDF Ocak-Mart döneminde 9 milyar 844 milyon TL olarak gerçekleşti.

2011 yılı Mart ayında bütçe giderlerinde bütün kalemlerde artış gözlemlenmekte. 2011 yılı Ocak-Mart döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 312 milyar 1573 milyon TL ödeneğin yüzde 23,3’si kullanılarak 72 milyar 853 milyon TL gider gerçekleştirilmiştir. Geçen yılın aynı döneminde de aynı oranda bir ödenek kullanılmıştır. Fakat bütçedeki artış göz önüne alındığında miktar olarak giderler artmıştır.

Bu yılın ilk çeyreğinde bütçe gelirlerinde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,5 oranında ciddi bir artış sağlanmıştır. 2010’un Ocak-Mart döneminde 57 milyar 32 milyon lira olan bütçe gelirleri, bu yıl 68 milyar 729 milyon liraya yükseldi. 279 milyar 26 milyon lira olan 2011 yılsonu merkezi yönetim bütçe gelir hedefinin yüzde 24,6’nın Ocak-Mart döneminde tahsil edildiği görüldü. Aynı dönemde vergi gelirlerinde yüzde 24,7’lik artış meydana geldi. 2011’nin ilk üç ayında 47 milyar 902 milyon lira vergi toplanırken, bu rakam bu yıl 57 milyar 450 milyon lira oldu. Üç aylık dönemde yılsonu bütçe hedefinin yüzde 24,7’si oranında vergi tahsil edildi.

Rakamlara göre ekonomi yönetimi seçim yılının ilk üç ayında bütçeyi gayet başarılı bir şekilde kullanmışlar. Bu rakamlara göre kamu finansmanın sağlam olduğunu söyleyebiliriz. Bütçenin geri kalan dokuz aylık süreçte bu kadar başarılı bir şekilde kullanılıp kullanılamayacağı ise merak konusu.

TCMB ŞU ANDA SAKİN

 

TCMB yeni başkanı ile düşük faiz stratejisini devam ettirecek mi? Akıllarda cevabı en çok aranan soruların başında bu geliyor. Özellikle son dönemde Başbakan`ın ortaya koyduğu sıfır faiz ya da sıfıra çok yakın faiz terimi, ekonomistlerin aklını karıştırmışa benziyor. Dünyada merkez bankaları bağımsız kuruluşlardır. Ancak benim anladığım kadarıyla yeni başkanıyla TCMB, hükümetle daha paralel adımlar atacak gibi görünüyor. Sıfır reel faiz konusunda ise bu söylemin kimin için yapıldığının söylenmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer bu söylem yurtiçine yönelik bir söylemse, faizlerin düşmesi ile enflasyonun yukarı yönlü hareketini beklememiz gerekmekte. Bu durum‘‘TCMB`nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir.’’ ilkesine ters düşecektir. Eğer bu söylem yabancılara yönelikse o zaman da Türkiye`nin yabancı sermayeye ve fonlara ihtiyacı kalmadığı sonucu ortaya çıkmaktadır ki cari açık büyüklüğü nedense bunun tam tersini söylüyor.

Bu yeni dönemde TCMB`nin söylentilere kulak asmadan işine yoğunlaşması gerekmekte. Çünkü gerçekten ekonomi yönetimini zor bir dönem beklemekte. Özellikle dış ticaret açığının giderek büyümesi, sıcak para girişi, iç talepteki canlanma ve buna bağlı olarak kredilerdeki önlenemez artış, yeni dönemde Erdem Başçı ve ekibinin çözüm arayacağı konuların başında bunlar geliyor. Aslında bu sorunlar içerisinde en önemli olanı şüphesiz ki dış ticaret dengesinin giderek büyüyen bir kara delik haline dönüşmesi. Ekonomideki görünüme göre rakamlara gerçekten etkileyici biçimde olumlu görünmekte. Türkiye ekonomisi şu anda dengede, ancak ekonominin için de bulunduğu deniz dalgalı ve her an fırtına kopabilir.

 

Cialis lilly resmi satış sitesi adresinden uygun fiyata satın alabilirsiniz.Mikrotron kulaklık tek yetkili satış noktası.Ayak kokusu giderici tek yetkili satış sitesi.Foot care türkiye yetkili satış noktası.

Sonraki 2001 Faaliyet Raporu

Yazar Hakkında

Ekonomistler Platformu
Ekonomistler Platformu 655 yazı

Ekonomistler Platformu, Türkiye’de ekonomi politikaları alanında referans bir sivil toplum örgütü olmak üzere 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Genel 0 Yorum

Ekonomistler Platformu’ndan..

Oğuz Demir, Ekonomistler Platformu Başkanı   Geçtiğimiz ay yeniden yayınlamaya başladığımız Ekonomistler Bülteni’nin Haziran sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu taşıyorum. Bu sayılar yeniden yayına başlayan Bülten açısından ve bizim için yeniden

Genel

Ekonomistler Platformu`ndan

Oğuz Demir, Ekonomistler Platformu Başkanı         Ekonomistler Bülteni’nin Ağustos sayısını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu taşıyorum. Ekonomistler Bülteni`nin test aşamalarını yavaş yavaş sonlandırmakta ve ekip olarak her geçen sayıda

Genel 0 Yorum

Dünyadan: Konferans Duyurusu

Uluslararası Ekonomik Gelişme ve Girişimcilik Bilimsel Konferansı Yer                             : Banja Luka, Bosnia And Herzegovina Tarih                           : 27 Ekim  2011 – 29 Ekim 2011 Son teslim tarihi         : 15