Ahmet Can, Ekonomistler Platformu Genel Sekreteri

 

Sanayi devriminin hemen sonrası işgücü vasıflı ya da vasıfsız ayrımı yapılmaksızın üretim için çok önemli bir faktör haline gelmiş o kadar ki oluşan işgücü açığı çocuk çalışanlarla kapatılmaya çalışılmıştır. Günümüzde ise artık bilgi çağındayız ve beden gücüne ihtiyacın yanı sıra bilgi, birikim ve deneyimde önem kazanmaktadır. İş dünyası çalışanları artık çalışma koşullarının daha iyi olması için çabalamakta ve çalışma hayatının kanuni düzenlemelerine yönelik daha fazla bilgi ve deneyim kazanmaktadırlar. Bu kişiler çalışma hayatının nitelikli iş gücünü oluşturmaktadırlar. Nitelikli işgücü ülkelerin ekonomik büyümesinin birer neferi olmalarının yanı sıra yaptıkları harcama ve yatırımlarla ekonominin sürekli canlı kalmasını sağlayan çalışan grubudur.

Ülkemizde nitelikli işgücünü meslek lise ve yüksekokulları, lisans ve lisansüstü mezunları oluşturmaktadır. Bu mezunlar iş piyasasında çalışan olarak yer aldığı gibi girişimci olarak da bulunmaktadırlar. Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınması da ancak nitelikli işgücündeki sayısal artış ve kalite artışıyla mümkün olacaktır. Peki, her meslek lisesi ve yüksekokulu ya da lisans ve lisansüstü mezunu gerçekten nitelikli işgücünü mü temsil eder? Tabi ki de hayır. Konuya meslek lise ve yükseköğrenimi açısından baktığımızda; 2011 Nisan ayı için meslek lisesi mezunu işsizlik rakamı %11,5 yine aynı ay için düz lise mezunu işsizlik oranı %13’tür. Bu durum bize meslek lisesi mezunlarının düz lisedeki akranlarıyla aralarında istihdam edilebilme olasılığı açısından büyük farklar olmadığını göstermektedir. Özellikle sanayi sektörünün çalışanlarının önemli bir kısmını oluşturan meslek lisesi mezunlarının istihdam sürecindeki engeller; meslek liselerimizim yeterli donanıma sahip olmaması, bilgi ve deneyim açısından yetersiz eğitmenler, etkin bir staj sisteminin olmaması ve eğitim sonrası iş piyasasına ulaşmadaki güçlüklerdir. 2014 sanayi stratejimiz kapsamında ülkemizde meslek liselerinin teknik donanım ve laboratuvar ortamlarının iyileştirilmesi, eğitmenlerin bilgi ve birikim olarak yeterli seviyeye ulaşmaları ve mesleki yeterlilik sertifikası ile belirli bir standarda ulaşmış meslek lisesi mezunlarını yetiştirmek önemli hedeflerdendir. Yine 6111 sayılı torba kanunla da meslek lisesi mezunları ve mesleki yeterlilik belgesi sahiplerinin istihdamını teşvik edici düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeler sanayi sektörümüzde istihdamın artması için gerekli olsalar da hızlı bir şekilde hayata geçirilmedikleri sürece sürdürülebilir ekonomik kalkınmamıza kalıcı bir etkide bulunamayacaktır.

Nitelikli işgücünün diğer bir tarafını oluşturan lisans ve lisansüstü mezunlar özellikle hizmet sektörünün büyümesinde önemli pay sahibidirler. Ancak onlarda 2011 Nisan ayına göre %9,2’lik işsizlik oranlarıyla genel işsizlik oranına çok yakındırlar. Bu durum ülkemiz üniversitelerinin eğitim seviyesi ve mezunlarının bilgi ve deneyiminin istihdam edilebilmeleri için yetersiz olduğunun kanıtıdır. Üniversite mezunlarının işsizlik sorununu memur alım yaşını 35 yaşa çıkarmak sadece günü kurtarmaya yönelik önlemlerden biridir. Sayıları her geçen yıl artan lisans ve lisansüstü mezunu gençlere istihdam kapılarının açılması için daha kapsamlı çalışmaların yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde eğitimli bu gençlerimiz ekonomik hayatımızın sadece tüketen kesiminde kalarak sosyal ve ekonomik kalkınmamızın itici gücü olmaktan uzunca bir süre ayrı kalacaklardır. Bu durum güçlü Türkiye hayalimizin de gecikmesini beraberinde getirir.