Dijitalleşmenin Tüketici Alışkanlıklarına Yansıması Bilgi Notu

Dijitalleşmenin Tüketici Alışkanlıklarına Yansıması Bilgi Notu

Ekonomistler Platformu, “Dijital Ekonomi Programı” kapsamında Araştırma Asistanı Berna Dinç tarafından hazırlanan “Dijitalleşmenin Tüketici Alışkanlıklarına Yansıması” başlıklı bilgi notu metni aşağıda sunulmuştur. Pdf versiyonuna ulaşmak için lütfen buraya tıklayınız.


Dijitalleşmenin Tüketici Alışkanlıklarına Yansıması

Üretim tüketim ve dağıtımın geleneksel yollarla yapılandırıldığı bir dünya düzeninin ardından, teknolojinin gelişmesiyle beraber bu geleneksel algı da yerini yeni tanımlara bırakmaktadır. Bugün, hayatımızın hemen hemen her alanında elimizin altında bulunan teknolojik araçlar sayesinde çoğu işlem “online” olarak yapılabilmekte ve bu sayede yeni dünya insanı, çağının gerektirdiği şekilde daha hızlı hareket edebilmektedir.

İletişimin bu kadar hızlı olduğu ve ağlar ile birbirine bağlantılı şekilde gerçekleştirildiği bu yeni dünyada her alanda olduğu gibi üretim, tüketim ve dağıtım da şekillerini değiştirmiş ve oluşan yeni talebe cevap verilmeye çalışılmıştır. Eskiden insanlar neleri ürettiklerine göre sınıflandırılırken, günümüz dünyasında bu sınıflandırma bireylerin tüketim alışkanlıklarına göre yapılmaktadır.

Teknolojik ilerleme ile birlikte dünyanın her yerinden her türlü bilgiye ulaşma imkânına sahip olan kitleler “moda” veya “popüler” olan ürünlere sahip olmak konusunda zorluk çekmemektedirler. Küreselleşmenin aslında bir çeşit dayatması olan popüler kültür kavramı tam da bu noktada etkisini göstermektedir. Yeni dünya olarak tanımlanan günümüz dünyasında ise en çok tüketilen popüler kültür ürünleri arasında teknolojik ürünler yani teknolojinin bizzat kendisi gelmektedir.

Teknoloji tanım olarak incelendiğinde geniş anlamda, araştırma, geliştirme, üretim, pazarlama ve satış sonrası hizmeti kapsayan bir sanayi sürecinin, en etkin ve verimli bir şekilde kullanımını amaçlayan, bilimsel bilgi, bir bilim ya da becerilerin hepsidir (Şimşek ve Akın, 2003: 106). Ya da teknoloji, insanın tekrar tekrar ürettiği, doğayla olan ilişkisinde kullanabilmek adına ortaya koyduğu teknik bilgiler ve becerilerdir (Eriksen, 2009). Bu tanımlardan da yola çıkılarak anlaşılabileceği üzere, teknoloji insan evriminin bir parçası olarak hayatımızda yer almakta ve insanlar ile etkileşiminin olması kaçınılmazdır. Günümüzde ise teknoloji insanlığın yalnızca kendini geliştirmesi için değil, günlük hayatında sosyal, kültürel boyutta da tatmin olmasının bir yoludur. Bu nedenlerden dolayı teknoloji yalnızca hayatımızı kolaylaştıran bir “araç” olmaktan çıkmış, farklı şekillerde gerek eğlence kültürünün gerekse günlük yaşantımızın en çok talep edilen “tüketim” araçlarından biri haline gelmiştir.

İnternet, akıllı telefonlar veya bilgisayarların çoktan hayatımızın bir parçası olduğu düşünüldüğünde, geçmiş ve bugünün tüketici eğilimlerini belirleyen trendlerde büyük değişiklik yaşanmıştır, bugünden sonra trend haline gelecek teknolojik araçlar ise insanlık ve teknoloji arasındaki ilişkiyi çarpıcı bir biçimde gözler önüne serecektir.
Tüketim
Tüketim kelimesi, bir kavram olarak ele alındığında pek çok kuramsal yaklaşımda “Herhangi bir ürün ya da hizmetin seçilmesi, satın alınması, kullanılması, onarılması ve atılması” olarak tanımlanmaktadır (Yanıklar, 2006, s.23). Modern toplumlarda tüketim kelimesi farklı anlamlar içermeye başlamıştır. Kişinin kendi kimliği ve sosyal statüdeki yerini belirlemek amacıyla, tüketim kelimesi farklı bir boyut kazanmıştır.

Sosyal statü ve kimlik göstergesi gibi amaçları kapsayan tüketim kelimesi; mal ve hizmetlerin insanlar tarafından kullanıldığını ifade eden salt kelime kabından çıkarak bir kültür haline gelmiştir. ‘’Tüketim Kültürü’’ beslenmek, giyinmek, barınmak gibi temel ihtiyaçların zaman içerisinde kendi sistematiğini oluşturmasına denir. Temeli toplum istek ve ihtiyaçlarına dayandığı için sürekli olarak değişmeye mahkumdur.

Bir ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’sını hesaplayabilmek için kullanılan yöntemlerden birisi de tüketim harcamalarını kaydetmektir. GSYİH ve tüketim arasındaki ilişki, tüketim düzeyindeki yaşanan artış veya düşüşlerin GSYİH’yı olumlu olumsuz etkileyeceği anlamına gelmektedir. GSYİH’daki artış, güçlü bir ekonomik büyüme sinyali ve tüketici güveninin artması olabilir. GSYİH düzeyinin düşmesi, mal ve hizmet talebindeki azalmadan kaynaklı bir düşüşe işaret edebilir. Bu nedenle tüketim, büyüme açısından oldukça büyük öneme sahiptir.

Tüketici

İktisat kuramının iktisadi davranan insanı (Homo-Economics), para, fiyat, pazar, kar, faiz, ücret ve yatırım gibi iktisadi kavramları ele alarak iktisadi davranış modeline alternatif üreten insandır (Özdemir, s1). Tüketim tanımında belirtilen ürün ve hizmetlerin alımını ve kullanımını gerçekleştiren topluluğa tüketici adı verilmektedir. Tüketici grubundaki bireyler mal piyasasından ihtiyacı olanı talep eder, talep ettiği mallar için satın alma işlemini gerçekleştirmek adına malın fiyatını ödemektedirler. Tüketici, bugün ve gelecek günler için ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla malı satın alma kararını verirken en düşük maliyetli maldan maksimum fayda sağlamayı amaçlamaktadır.
Klasik bir tüketicinin karar alma eğilimlerini belirleyen faktörler birkaç başlık altında sıralanabilir;

• Kültürel Etkiler; Popüler kültürü benimseme, sosyalleşme, toplumsal davranış şekilleri
• Bireysel Etkiler; Kimlik göstergesi, karakter yapısı, duygular, rasyonel kararlar
• Grup Etkileri; Sosyal sınıf etkileri, etnik ve dinsel etkiler
Klasik tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen maddi ve manevi faktörlerdir.

Yeni Tüketici

Teknolojik araçların hayatımıza girmesiyle birlikte tüketici kavramı; klasik tüketicilerden farklı olarak, “yeni tüketici” kavramını yaratmaktadır. Bugünlerden “yeni tüketici” hakkında çok şey söyleniyor –daha zeki, kuşkucu ve pazarlamaya bağışıklı kişi olarak tarif ediliyor (Simonson and Rosen, 2014). Klasik tüketiciyle yeni tüketici arasındaki en büyük fark klasik tüketicilerin eğilimleri hakkında laboratuvarlarda yapılan deneylerle bir yargıya varmak mümkünken, yeni tüketici eğilimleri laboratuvardaki deneylerle tek bir tanıma oturtulamamaktadır. Yeni tüketici küresel, canlı, hızlı, akılcı, bilgiye önem veren ve sürekli değişim halinde olan tüketici şeklidir ve yeni tüketicinin eğilimlerinin temelinde “bilgi” yatmaktadır.

Bilgi Ekonomisi ve Tüketici Alışkanlıkları

Kitle iletişim araçları ve dijital platformlar aracılığıyla tüketiciler arasında bilgiye ulaşılabilirlik kolaylaşmaktadır. Bilgiye ulaşımın kolaylaşması bilgi kavramını da bir ürün haline getirmektedir. Dijital ekonomi kavramı çerçevesinde bilgi ekonomisi ve bilgi tüketimi oluşmaktadır. Bilgi ekonomisi, küreselleşmenin ekonomik ayağını oluşturur.
Yani bir iktisadi sistemde tüm ekonomik faaliyetlerin bilgi temelli olarak gerçekleştirildiği ve söz konusu faaliyetlere bilginin entegre edildiği ekonomik yapı olarak tanımlanabilir. (Karel, 2012) Mevcut ekonomik yapıda bilginin hacminin daha geniş yer kaplamasıyla başlayan süreç tüketici kararlarına yansıyarak devam etmektedir. Tüketici artık bilgiyi sadece edinmemekte ve tüketmeye başlamaktadır. Bir görüşe göre, herhangi bir mal, içindeki bilgi yorgunluğu arttıkça bu tip malların marjinal maliyeti sıfıra yaklaşır, tüketimde rekabet ortadan kalkar ve kamusal mallarla aynı nitelikleri taşır hale gelir (Kevük, 2006).

Bilgi sayesinde ekonominin kıtlığa dayalı yapısı sınırsız hale gelmeye başlamaktadır. Çünkü tüketiciler için bilginin asla sonu yoktur. Klasik tüketiciler malları sadece 5 duyu organları ile aldıkları kararlar çerçevesinde seçebilmektedirler. Yeni tüketiciler için ise ürün hakkında yeterli bilgiye sahip olmak sanal portallar üzerinden tek tıkla sağlanabilecek kolaylıktadır. Klasik tüketici ve yeni tüketici arasındaki en büyük fark asimetrik enformasyondur.

Asimetrik Enformasyon ve Tüketici Alışkanlıkları

Klasik tüketim kültüründe yaşanan en büyük problemlerden birisi asimetrik enformasyon durumudur. Ekonomik birimlerden bir tarafın diğerine oranla daha fazla bilgiye sahip olması durumu “asimetrik bilgi” kavramı ile ifade edilmektedir (Karahan, 2006). Asimetrik enformasyon ekonomide piyasa başarısızlığı olarak yorumlanarak birçok uzun tartışmaya neden olmaktadır. Klasik tüketicinin karar alma sürecinde asimetrik enformasyonun etkisi büyükken, yeni tüketici karar alma sürecinde mükemmel enformasyona ulaşmakta ve ürünün marjinal faydası konusunda daha akılcıdır.

Asimetrik Enformasyon ve Klasik Tüketici

Geçmişte mal ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak isteyen tüketici, maksimum faydayı sağlayabilmek için daha önceki ürünlerle yaşadığı tecrübeleri baz almaktaydı. Örneğin tüketici son kullandığı markadan memnun kalmışsa, karar almasını etkileyecek faktör bu deneyimden gelmekteydi. Deneyimi dışında kalan ürünler hakkında bilgi edinmek isteyen tüketici aslında hiçbir zaman istediği mükemmel bilgiye ulaşamamaktaydı. Klasik tüketicinin mükemmel bilgiye ulaşamamasının temelinde asimetrik enformasyon bulunmaktadır. Bir ürüne bakmak, incelemek ve sonrasında karar vermek için zorlanan tüketici ya deneyimlerine ya da deneyimli olduğunu düşündüğü temsilcilere ve reklamlara güvenmektedir. Deneyimleriyle hareket eden klasik tüketici sınırlı bilgi ile hareket etmektedir. Bu nedenle A markasının elektrik süpürgesini yıllarca memnun kalarak kullanan klasik tüketici, B markasına kapalı bir satın alma davranışı göstermektedir.

Tüketicinin B markasına ilgisini çekmek için satış danışmanının marka hakkında pazarlama stratejilerine maruz kalması gerekmektedir. Satış danışmanı ürün hakkında bütün iyi ve eksik özellikleri biliyor olmasına karşın, karşı tarafa sadece ihtiyacı olduğu kadarını vermektedir. Tüketicinin satın almayı gerçekleştirmesi için güvenmesi yeterlidir. Bu durum asimetrik enformasyonun klasik tüketici davranışları üzerindeki durumunu göstermektedir.

Ürün hakkında en kapsamlı bilgiye ulaşamayan tüketici, pazarlamacıların cevaplarıyla hareket etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle klasik tüketici satın alma davranışını hiçbir zaman mükemmel bilgiye ulaşarak gerçekleştirememektedir.

Asimetrik Enformasyon ve Yeni Tüketici

Dijital ekonomide teknolojinin getirilerinden maksimum faydayı sağlamayı amaçlayan tüketici kültürü oluşmaya başlamıştır. Yeni tüketici bir mal veya hizmet satın alma kararı vermeden önce, klasik tüketiciden daha farklı tutum ve davranışlar sergilemektedir. Yeni tüketicinin satın alma kararında asimetrik enformasyona yer yoktur. Yeni tüketici bir ürün satın almadan önce o ürün hakkında bütün bilgilere ulaşabilmekte ve mükemmel enformasyona ulaşabilmektedir. Tüketicinin maksimum fayda kazanmak için kusursuz bilgiyi sağladığı araçlardan biri dijital platformlardır.

Dijital platformların tüketicilere sağladığı en önemli özellik, birebir veya tek yönlü iletişim dönemini sonlandırarak aynı anda birçok kişiyle bağlantı kurmayı sağlayan “etkileşimci” özelliğidir. Bu özellikle internet tüketicilere tek taraflı bilgi iletmek yerine talep ettikleri doğrultuda şekillenen bir sunum oluşturmaktadır. Böylelikle tüketiciler birbirleriyle kolaylıkla fikir alışverişi yapabilmekte ve satın alma tutumlarında birbirlerini yönlendirebilmektedirler. Ürün ve hizmetler hakkında yapılan değerlendirmeler için ölçülen tüketici güveni tüm dünyada artmaktadır. 2012’de, Nielsen’in online anketine katılan tüketicilerin yüzde 70’inin online değerlendirmelere güvendikleri ortaya çıkmıştır. (Thaler and Sunstein, 2008) Artık tüketiciler bir ürün satın alımını gerçekleştirmeden önce tek bir tık sayesinde o ürün hakkında bütün bilgilere ulaşmakla birlikte alternatif ürünlerin özelliklerini de görebilmektedir. Kendi deneyimleri, ürün özellikleri, deneyimli ve satış amacı gütmeyen yorumlar tüketicilerin muhteşem enformasyona ulaşmasını sağlayarak tüketim kültürlerini ve satın alma alışkanlıklarını değiştirmektedir.

Gelişmiş arama motorları, diğer kullanıcılardan gelen yorumlar, sosyal medya, ürünlerin uzmanlarına kolaylıkla erişim imkanı tanımakta ve bu özellikler tüketicilerin kısıtlı değerlendirmelere güvenmek zorunda kalmadan daha iyi kararlar almasını da sağlıyor (Simonson and Rosen, 2014). Dijital alışveriş portallarının kolay ulaşılabilirliği ile, fiyat değişikliği ve ürünlerin özelliklerine dair bilgiler tüketici tarafından kolaylıkla elde edilmeye başlanmaktadır. Yeni tüketici satın almaya karar verdiği ürünü en uygun fiyata bulabilmekte ve maksimum faydaya daha fazla yaklaşmaktadır. Bu nedenle dijitalleşme ile tüketicilerin ikna edilebilmeleri de zorlaşmaya başlamaktadır.

Çok yakın bir gelecekte, daha iyi organize edilecek ve yorumlanacak daha fazla veriye erişme imkanına sahip olmayı hayal edebiliriz (Simonson and Rosen, 2014).

Yeni Tüketici Eğilimlerini Belirleyen Trendler

Dijitalleşmenin sağladığı avantajlar ile daha yoğun bilgiye sahip olan karar mekanizmasını farklı deneyimlerden gelen yorumlara çeviren tüketicilerin eğilimleri değişmektedir. Tüketici eğilimlerindeki değişimle beraber birbirleriyle iç içe geçen 3 yeni yükselen trend bulunmaktadır. Bu trendler:

• “Sürekli teknoloji takibi”
• “Hızlı karar verme” ve
• “Daha fazla akıl daha az duygu” olarak sıralanmaktadır (Simonson and Rosen, 2014).

Sürekli Teknoloji Takibi

Klasik tüketicinin bir ürünü satın almaya karar vermesi için o ürüne öncelikli olarak ihtiyaç duyması gerekmektedir. Bu nedenle klasik tüketici, ihtiyacı dışındaki ürünleri alma konusunda etkileşimde bulunmamaktadır. Bir mal veya satın alımına ihtiyaç duyduğu taktirde bilgiye ulaşımı kısıtlı olan klasik tüketici; ihtiyaç duyduğu andan karar verme anına, karar verdiği andan itibaren de ürünü satın almak için aşamalı bir sürecin içine girmektedir. Klasik tüketici minimum maliyetle maksimum faydayı sağlamak için uzun bir araştırma sürecine girmektedir. Bu nedenle tüketicilerin eğilimleri, satın alma kararları her zaman belli bir kısıt altında kalmakta, ani ihtiyaç hissetmediği kullan-at olarak tabir edilen ürünlere karşı daha muhafazakar bir tavır sergilemektedir.

Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte tüketiciler birer “bilgi kullanıcısı” haline gelmektedirler. Bilgiye erişimin kolaylığı ve ücretsiz oluşuyla yeni tüketiciler satın alma kararlarında, klasik tüketicilerden daha farklı eğilimlere sahiptirler. Akla gelebilecek her ürün hakkında forum sayfaları, sosyal medya, gelişmiş arama motorları sayesinde markette bulunma kavramının anlamı genişlemeye başlamaktadır. Tüketiciler artık ihtiyaçları olan ürün için fiziksel olarak markette bulunmaya ihtiyaç duymamaktadırlar. Gündelik hayatlarında moda, spor, borsa takibi yapar gibi “sürekli teknoloji takibi” içindedirler. Ürünler hakkında forum takibi yapmak, ürüne ihtiyaç duyulmadığı halde sadece öğrenmek amacıyla yapılan araştırmalar tüketicilere sürekli olarak en yeniyi vermektedir. Böylelikle yeni tüketici bir teknoloji izleyicidir. Bir mal veya hizmeti satın almayı düşündükten sonra klasik tüketici gibi aşamalı bir sürecin içine girmemektedir. Yeni tüketicinin satın alma fikri oluşur, satın almaya kadar giden süreçte işlemler, domino taşlarının yarattığı gibi bir etki ile birbirini takip etmektedir.

Yeni tüketicilerin sürekli teknolojiyi takip ediyor olması tüketici eğilimleri arasında yükselen bir trenddir. Bu nedenle yorumlara açık forumlar, bilgi yüklü kaynaklara sahip web sitelerinin gelecekte artışı beklenmektedir.

Hızlı Karar Verme

Geçmişte tüketicilerin yaşadığı olumsuz deneyimler sonucunda aldıkları ürünle alakalı yaşadıkları pişmanlıklar genellikle eksik bilgiden kaynaklanmaktadır. Asimetrik enformasyon nedeniyle ürün hakkında en doğru bilgiyi alamamış olan klasik tüketici pişmanlıkları, bugünün yeni tüketicisine deneyim olarak geri dönmüştür. Bu nedenle yeni tüketici sürekli teknolojiyi takip edebilme fenomeniyle öğrenmeye daha istekli hale gelmektedir.

Yeni tüketiciler mal veya hizmete ait bütün özelliklerin görünmesi ve bu özellikleri farklı tüketici yorumlarıyla sentezlenebilmesi ile elde ettiği çıktılarla hareket etmektedirler. Artık tüketiciler ürün hakkında daha kolay mükemmel bilgiye ulaştıkları için, tüketmeye olan eğilim artmaktadır. Amors Tversky, Eldar Shafir ve Anthony Bastardi gibi bilim adamları bir dizi çalışmada, insanlar amaçlı bilgi alma peşine düştüğünde onu kullanma eğiliminde olduğunu söylemektedirler (Tversky and Shafir, 1992).

Bir mal veya hizmet hakkında tüketme fikri oluşan yeni tüketici, muhteşem bilgiye ulaştığında o ürüne karşı olumlu veya olumsuz karar vermek için uzun bir süreye ihtiyaç duymayıp hızlıca karar verebilmektedir. Böylelikle yeni tüketicilerin satın alma eğilimlerinde “hızlı karar verme” trendi oluşmuştur. Tüketicilerde anlık satın alma eğilimi başlamıştır. Anlık satın alma, “alışveriş̧ öncesi satın alma niyeti bulunmadan, belirli bir ürünü almak ya da önceden belirlenen bir alışveriş̧ görevini tamamlamak için aniden ve o anda satın alma davranışıdır.” (Beatty and Ferrell, 1998: 171).

Daha Fazla Akıl, Daha Az Duygu

Bir piyasada mal veya hizmetlerinin tüketicilerle buluşmasını ve tüketicilerde alma isteği yaratmayı amaçlayan pazarlamacılar ve reklamcılar duygulara hitap etme konusunda uzman kişilerdir. Pazarlama ve satış uzmanları için klasik tüketiciler ikna edilebilirliği yüksek tüketici profilidir. Tüketicilerin duygularına nasıl hitap edeceğini bilen uzmanlar, reklamlarda özel günlere ilgi, nesli tükenen hayvanlara karşı duyarlılık, çocuk sağlığı gibi konularda işledikleri profillerle kişileri etkileri altına alabilmektedirler.

Pazarlama stratejilerine doymuş, net ve kusursuz bilgiye aç yeni tüketiciler; duygularının kararlarını etkilemesini tercih etmemektedirler. Tüketiciler için iyi deneyimleri paylaşmak ne kadar önemliyse, kötü deneyimlerini paylaşmakta bir o kadar önemlidir. Gerçek olaylara dayanan akılcı yorumlarla bilgilerini harmanlayan yeni tüketici, duygularıyla karar alma eğilimlerini yavaşça terk etmektedir.

Bugün yeni tüketici içinde duyguların tamamen yok olduğunu söylemek mümkün olmasa da gelecekte azalacağını söylemek mümkün. Akılcı yorumlarla tüketicilerin karar alma eğilimlerindeki trendlerden üçüncüsü de duygulara daha az yer vermektir.

Dijitalleşme İle Gelen Küreselleşme ve Tüketici Alışkanlıkları

Günümüzde teknoloji, coğrafi sınırları ortadan kaldırarak dünyanın bir ucundan öteki ucuna bütün insanlara haberleşme ve iletişim kurma şansı vermektedir. Teknolojinin sınırları ortadan kaldırmasıyla birlikte kaçınılmaz olarak küreselleşme gerçekleşmektedir. Küreselleşme kavramı dünya çapında sosyal ilişkilerin yoğunlaşması anlamına gelir. Bu biçimde mekânsal olarak birbirlerinden çok uzak olan bölgeler birbirleriyle bağlantı kurabilmektedirler. Böylece herhangi bir yerdeki hadise kilometrelerce uzaklıkta başka bir yerde cereyan eden bir olaydan, süreçten etkilenebilmekte veya onlar tarafından şekillendirilebilmekte, ya da bunun tam tersi de geçerli olabilmektedir (Giddens, 1995, 85).

Küreselleşme ve dijitalleşme tüketicilerin yaşam standartlarını bambaşka bir boyuta taşımaktadır. Hürriyet’in 30 Haziran 2017 tarihli yayınındaki makaleye göre; 2005 yılından bu yana, her yıl uluslararası yolculuk yapanların sayısı artarak 600 milyondan 1,2 milyara çıkmıştır. İnternet kullanıcılarının sayısı 900 binden 3 milyara yükselmiştir. 2020’ye gelindiğinde internete bağlanan cihaz sayısının 21 milyara ulaşması beklenmektedir. Son on yılda on kat artan ve saniyede 20 bin gigabit olan global veri akışlarının 2020 yılına kadar üç kat artması öngörülmektedir.

Birçok bilgisayar ağını birbirine bağlayan internetin yarattığı küreselleşme, sınırları sanal bir şekilde ortadan kaldırmaktadır. Dünya üzerinde ekonomik araçların birbirleriyle etkileşime girebilme ve hareketlenmelerini takip edebilme yeteneğiyle ekonomik açıdan oldukça büyük önem teşkil etmektedir. Bir anlayışa göre, küreselleşme ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve ulusal sınırları aşarak dünya çapında yayılmasını ifade etmektedir (DPT, 2002:3). Bu nedenle teknolojinin gelişim sürecini hızlandırdığı küreselleşme, tüketicilerin alışkanlıklarını ve satın alma kararlarını etkileyen unsurlardan biri haline gelmiştir.

Küreselleşme sayesinde Marshall McLuhan’ın ‘’Küresel Köy (elektronik iletişimin kullanımının artmasıyla, dünyanın küçük bir topluluk haline geleceği)’’ ideası hayata geçmektedir. Dünyayı küçük bir köy haline getirip toplukların etkileşimini arttıran dijitalleşme, tüketim çeşitliliğini daha homojen bir hale getirmektedir. Kitle iletişim araçlarıyla dünyanın her yerindeki insanlara aynı reklam ve aynı ürünlerle ulaşabilme yetisi tüketiciler arasında birbirlerinin yaşam standartlarını görme ve yakalama arzusu yaratmaktadır.

Küreselleşme, tüketimde ‘’yerel’’ olma anlayışını da zamanla yok etmektedir. Aynı dönemde yaşayan, Afrikalı bir kadın ile Amerikalı bir kadının tarzları incelendiğinde aradaki fark kolayca anlaşılabilmektedir. Afrikalı kadın tarzında daha yerel tercihler yapmaktadır ve kendisi klasik bir tüketicidir. Amerikalı kadın ise yaşadığı kıtanın Afrikalı kadına oranla avantajlı konumu sayesinde daha uluslararası markalar giymektedir. Klasik tüketici kültürü modelinde tüketiciler dijitalleşmeyle gerçek anlamda tanışmamakta ve yerel olmayı önemsemektedir. Yeni tüketici modelinde, teknoloji sayesinde yerele bağlılık azalmaktadır. Örneğin dijitalleşmeyle gelen kitle iletişim araçları sayesinde Asya ülkelerinde bulunan bir tüketici, kendi ülkesinde bulunmayan markaları tanıyabilmekte ve satın alma arzusu hissedebilmektedir. Teknolojinin sınırları kaldırmasıyla tüketici, Avrupa’dan o ürünü kolaylıkla satın alabilmektedir. Satın alma işlemini gerçekleştirirken üretim yerinin kendi ülkesi veya başka bir ülke olmasını önemsememektedir. Dijitalleşme sayesinde insanların yerellikten uzaklaşıyor olması, tüketim ve satın alma kararlarını yeniden şekillendirmekte. Yerelleşmenin yok olmasıyla tüketim kültürü farklılıkları ortadan kalkmaya başlamakta ve yeni ve tek bir tüketim kültürü oluşmaya başlamaktadır. Bu nedenle tüketim kültürü bireysel ihtiyaçları karşılama tanımından, belli bir hayat kalitesini yakalamaya ve küreselleşmeye evrilmektedir.

Online Alışveriş ve Tüketici Alışkanlıkları

Online alışveriş tüketicilerin web siteleri üzerinden her türlü̈ mal veya hizmete erişmesi, mal ya da hizmet hakkında bilgi ve yat alması, rakip firmalarla kıyaslama yapabilmesi, elektronik ödeme, elektronik bankacılık ve sigortacılık, danışmanlık işlemleri, vb. yapabilmesidir (Turan, 2008). Tüketicilerin asimetrik enformasyonun etkilerinden kurtulması ve satın alma alışkanlıklarında yeni trendlerin yükselmesi online alışverişin kendilerine sunduğu özelliklerden kaynaklanmaktadır. Online alışveriş̧, yeni bir pazarlama ve satış̧ kanalı olarak nitelenmekte, tüketicilere değişik bir alışveriş̧ ortamı sunmakta, yorulmadan, sıkılmadan mağaza ve vitrin gezme sıkıntısı yaşamadan, üstelik karşılaştırma yaparak ve değişik kişilere danışma ve fikir alma gibi üstünlükleri de kullanarak satın alma sorununu çözme imkânı sağlamaktadır (Kırcova, 2008: 144).

Online alışveriş tüketiciler arasında gün geçtikçe daha popüler olmaya başlamaktadır. Tüketicilerin online alışverişi tercih etme nedenleri kolay ulaşılabilirlik, muhteşem bilgiye sahip olma, çeşitlilik, fiyat karşılaştırması gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Bazı ürün çeşitleri için online alışveriş fiziksel olarak mağazadan satın almanın önüne geçmiştir.

Statista’nın 2017 yılında 29 ülkeden 24,471 katılımcı ile gerçekleştirdiği araştırmada online alışveriş ve mağazadan alışveriş arasındaki rekabet görülebilmektedir.

Katılımcıların verdiği cevaplar doğrultusunda tüketicilerin %60’ı kitap, film ve video oyunlarına olan talepleri için online alışverişi tercih etmektedirler. Tüketicilerin market ürünlerinde %70’inin mağazadan satın alım gerçekleştirmesi, şimdilik online alışveriş için en zor ürün segmenti olarak görülmektedir.

Sosyal Medyada Tüketiciler ve Online alışveriş

Sosyal medyanın hayatımıza girişi ve önemli bir yer kaplıyor oluşu, tüketicilerin online alışverişe olan taleplerini olumlu yönde etkilemektedir. Tüketiciler sosyal medya araçlarını online alışveriş yapabilmek için etkin bir şekilde kullanmaktadırlar.

2016 yılı Ekim ayına ait 25 ülkeden 22,618 katılımcıyla gerçekleşen Statista’nın araştırmasına göre, tüketicilerin sosyal medya araçlarından nasıl etkilendikleri ve bu araçları ne şekilde kullandıkları görülmektedir.

Araştırmaya göre, Tüketicilerin %78’i çevrimiçi alışveriş yaparken sosyal medyadan etkileniyor. Katılımcılardan %45’i sosyal medyada ürünler hakkında inceleme yapmak ve yorumları okumakta, %22’si ise yorum yapmayı tercih etmektedir. %44’ü promosyon teklifleri almak %30’u reklamları görüntülemek için online alışverişlerinde karar almadan önce sosyal medyayı tercih etmektedirler. Sosyal medyanın markalar ve perakendecilerle ilişki kurma şansı vermesi tüketicilerin %20’sinin bu araçları kullanmasına neden olmaktadır. Tüketicilerin %20’si ise ürünleri doğrudan satın alım gerçekleştirebildiği için, %25’i de trendlerin üzerinde kalabilmek için sosyal medya ve online alışverişi birlikte kullanmaktadırlar.
Uzaktan Eğitim Portalları ve Tüketici Alışkanlıkları

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüketicilerin eğitim almayla alakalı taleplerinde de değişiklik yaratacak değişiklikler meydana gelmektedir. Bu değişikliklerden biri de uzaktan eğitim portalları ve bu portalların internet üzerinden satılabilir bir hizmet olarak tüketiciye sunuluyor olmasıdır. Uzaktan eğitim, fiziksel olarak ayrı mekanlarda olan öğretmen ve öğrencilerin, teknoloji (TV, video, bilgisayar, yazılı materyaller, vb.) yoluyla etkileşimde (öğretme-öğrenme etkinliğini gerçekleştirdikleri) bulundukları bir sistemdir (Yalın, 2004).

Uzaktan eğitim portallarıyla birlikte tüketiciler evlerinde oturdukları yerden istedikleri zaman eğitime bağlanmaktadırlar. Bu portallar sayesinde tüketiciler satın almak istedikleri eğitim kursu için şehir veya ülke değiştirmek zorunda kalmadan daha ucuza aynı kalitede eğitime sahip olabilmektedirler.

Okuma Kültürü ve Tüketici Alışkanlıkları

Yaşanan dijital dönüşümle birlikte tüketicilerin okuma alışkanlıkları da dijital platformlara doğru yönelmektedir. Basın ve medyanın dijital platformlara kısmi veya tamamen taşınması, Amazon gibi online alışveriş sitelerinde e-kitap satışı başlaması ardından tüketicilerin hayatına giren Kindle gibi e-okuyucular yüksek talep görmeye başlamakta, kitap kokusu ve yaprakları çevirerek okuma hissine duyulan bağlılık gün geçtikçe azalmaktadır. Amazon.com CEO’su Jeff Bezos, e-kitap satışlarının basılı kitap satışlarını geçtiğini duyurmuştu geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada: “15 yıldan fazla bir süredir kitap satıyoruz ve dijital kitap satmaya başlayalı henüz 4 yıl bile olmadı. Durumun, bu kadar hızlı bir şekilde bu noktaya geleceğini tahmin etmiyorduk.” demiştir. Bu cümleden hareketle tüketicilerin okuma alışkanlıkları hakkında değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini görülmektedir.

Günümüz ve Geleceğin Tüketicilere Sağladığı Yeni Araçlar

Dijitalleşmeyle birlikte tüketicilerin elindeki teknolojik imkanlar, mal ve hizmetler yelpazesinde genişlemeye ve gelişmeye başlamaktadır. Akıllı telefonlar ve tabletlerin yanı sıra akıllı sistemler, sanal ve arttırılmış gerçeklik, giyilebilir teknolojiler bunlardan bazılarıdır.

Sanal Gerçeklik

Sanal Gerçeklik, katılımcılarına gerçekmiş hissi veren, bilgisayarlar tarafından yaratılan dinamik bir ortamla karşılıklı iletişim olanağı tanıyan, üç boyutlu bir benzetim modelidir (Bayraktar ve Kaleli, 2007). Yani sanal gerçeklik terimi, bireylerin aslında var olmadığı bir yerde varmış gibi hissetmesine neden olan bilgisayar kaynaklı üç boyutlu ortamlar için kullanılmaktadır. Sanal gerçekliğin talep edilmesindeki başlıca etken bireylerin yaşadıkları dünyanın kısıtlamalarından kurtulup, aslında içinde yer almadığı/alamadığı yeni ve farklı bir evreni tecrübe etme arzusudur. Bu arzu ışığında oluşan talep sonucunda teknolojik ilerlemelerinde imkân sağladığı ölçüde, “sanal gerçeklik” temasının hayata geçirilmesi ve bu cihazların geliştirilmesi mümkün olmuştur. Sanal gerçeklik deneyimi çeşitli çevre birimleri (kasklı ekran vb.) aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Sanal gerçeklik, eğlence, oyun, sinema, tasarım, mobil uygulama, sosyal medya, simülasyon, alışveriş, endüstri ve sanat gibi birçok alanda hayatımıza girmeye devam etmektedir. Kullanım alanlarına göre gruplara ayrılan sanal gerçeklik, tüketicilerin hayatına girmeye başlamakta ve gelecekte tüketiciler tarafından talep edilebilirliğinin artacağına inanılmaktadır.

Arttırılmış Gerçeklik Teknolojileri

Artırılmış̧ gerçeklik (AG), sanal gerçekliğin bir uzantısı olarak görülebilirse de, kıyaslanırsa, sanal gerçeklik, gerçek dünyanın benzetimi ile, var olan gerçekliğin yerine geçer. AG ve sanal gerçeklik birbirinin zıttı değildir, ancak sanallık ve gerçeklik süredurumunda yer alırlar (Milgram, Takemura, Utsimu and Kishini, 2014). AG, fiziksel gerçek dünyaya ait bir çevre veya unsurun, canlı, doğrudan veya dolaylı biçimde görülmesi, ardından bu unsurların bilgi işlem ortamında üretilen ses, video, grafik, GPS konum bilgisi gibi algısal girdiler eklenerek geliştirilmesi ve zenginleştirilmesidir (Köroğlu, 2012). AG sistemleriyle çevrimiçi ve dışı dünyalar arasındaki etkileşimin kurulmasına olanak sağlayarak, tüketicilerin eskiden maruz kaldıkları tek yönlü bilgi almayı karşılıklı hale getirmek için alternatif sağlamaktadır. Böylelikle çevrimiçi ortamlarda içerik tüketiminin bir diyalog haline gelmesine destek olmakta ve tüketicilerin etkileşimini arttırmaktadır.

Sosyal Robotlar

Robotların gelişimi ve uygulama alanları incelendiğinde hayatımızda ne kadar da önemli bir yer edinmeye başladıkları açıkça görülmektedir. Robotlar çeşitli sektör ve alanda farklı görevler üstlenmektedirler. Örneğin; Mars yüzeyinde fotoğraf çekmekten, tıbbi robotik teknolojisi sağlık sektöründe, endüstriyel robotik teknolojisiyle otomotiv sektöründe kullanılmaktadır.

Sosyal robotlar ise yukarıda bahsedilen robotlardan farklı olarak belli bir amaca hizmet etmenin dışında, kendi kendini yönetebilen, kendi içerisinde tanımlanan sosyal kurallar çerçevesinde insanlar ile etkileşim kurabilen sistemlerdir. “Sosyal robotlar, insan ve robotların oluşturduğu heterojen toplumun bir parçası olan somut bireylerdir. Birbirlerini tanıyabilir ve sosyal etkileşimlerde bulunabilirler, geçmişleri vardır (dünyayı kendi deneyimlerine dayanarak algılama ve yorumlama), birbirleriyle doğrudan iletişim kurabilir ve birbirlerinden öğrenebilirler. (Dauntenhahn, 1999)” Sosyal robotları bu denli önemli bir konu haline getiren asıl sebep ise, bu robotların zaman içinde insanların yaptığı çoğu işi yapabilecek duruma gelecek olmalarıdır. Sosyal robotlar ilk defa piyasaya sürüldüklerinde insanlara günlük hayatlarında yaptıkları işlerinde yardım etmek üzere tasarlanmış olup, uyandırma servisi, ajanda takip sistemi, fotoğraf çekme gibi donanımlara sahiplerdi. Daha sonra ise bu robotların insanlar tarafından yabancılaştırılmaması için form ve görüntü olarak da geliştirilip günümüzde görmekte olduğumuz insan siluetli robotlar haline getirilmişlerdir. Geleceğe dair beklentiler ise bu robotların zaman içinde daha da “insanlaşacakları” yönündedir. Duygusal yönden de geliştirilen robotlar, insanlara günlük işleri konusunda belki evi temizlerken belki de yemek yaparlarken yardım edeceklerdir. Bu son teknoloji ürünleri, her ne kadar bir ütopya gibi görünse de birçok filme konu olmuş olan “Robotlar dünyaya hakim mi olacak?” sorusunu akıllara getirmektedir.

Giyilebilir Teknolojiler

Gelişen teknoloji tüketicilerin moda anlayışını da değiştirmeye başlamaktadır. Bu değişimin en geniş kapsamlı örneği giyilebilir teknolojilerdir. Giyilebilir teknoloji ürünleri aksesuar veya giysiler üzerinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılmasına yönelik tekstiller ile birleştirilmesi ile gündeme gelmiştir (Yetmen, 2017). Giyilebilir teknolojiler, adından da tahmin edilebileceği gibi insanların üstlerine giyebilecekleri teknolojik aletler olarak karşımıza çıkmaktadır. Teknolojinin hayatımızın büyük bir kısmını oluşturduğu günümüz dünyasında, teknolojik araçlar her an yanımızda olacak şekilde tasarlanmış ve artık bileğimizde, boynumuzda veya kulağımızda taşıyabileceğimiz boyutlara getirilmiştir. Ancak giyilebilir teknolojilerin “giyilebilir” olması için ürünün akıllı sensörlerden gelen bilgileri akıllı telefonunuza kablosuz veya bluetooth ile bağlanarak aktarması gerekmektedir. Örneğin kulağımıza taktığımız kulaklıklar giyilebilir teknoloji olarak adlandırılmazken, yeni teknoloji ürünü olan ve maillerimizi veya çağrılarımızı kontrol edebildiğimiz, sosyal hesaplarımıza erişebildiğimiz kol saatleri giyilebilir teknoloji ürünleridir. Giyilebilir teknoloji ürünlerine verilebilecek diğer örnekler ise akıllı bileklikler, akıllı giysiler, akıllı gözlükler, başa takılan ekranlar gibi ürünlerdir. Tüm bu giyilebilir teknoloji ürünleri, teknolojiyi vücudumuzun neredeyse bir parçası haline getirerek teknoloji ve tüketici ilişkisini doğrudan doğruya güçlendirmektedir.

Giyilebilir teknolojilerle alakalı 2019 yılına ait sevkiyat beklentilerinde 2014 yılına kıyasla 6,5 kat artışı beklenmektedir. Şimdiden mobil uygulamalarla hayatımızda yer edinmiş olan bilekliklerde beklenen artış oldukça yüksekken, bir diğer göze çarpan artık beklentisi giysilerde görülmektedir.

Nesnelerin İnterneti (IoT)

Nesnelerin İnterneti, benzersiz bir şekilde adreslenebilir şeylerin/nesnelerin kendi aralarında oluşturduğu, dünya çapında yaygın bir ağ̆ ve bu ağdaki nesnelerin belirli bir protokol ile birbirleriyle iletişim içinde olmaları anlamına gelmektedir. (Kutup, 2011) “Nesnelerin İnterneti” kavramı internete bağlı cihazların kendi aralarında oluşturduğu dünya çapında bir ağ ile birbirleriyle iletişim içinde olmaları şeklinde tanımlanmaktadır. Nesnelerin interneti kavramı aynı zamanda cihazların insanların müdahalesi olmadan kendi kendilerine iletişim kurmaları nedeniyle oldukça önemli bir noktaya ışık tutmaktadır. Nesnelerin interneti kavramıyla birlikte tüketicilerin hayatının hemen hemen her yerinde hayatı kolaylaştıracak ve birçok çözülemeyen sorunun çözülebilir olmasını sağlayacak teknolojik araçlar “nesnelerin interneti” başlığı altında incelenebilmektedir.

2014 yılında yapılan araştırma ile 2020’de “nesnelerin interneti” kavramının tüketimde nasıl bir önemi olacağına dair beklenti sunulmuştur.

Beklentilere göre “nesnelerin interneti”ne toplamda 25 milyar cihaz bağlanacaktır. 7 milyarı işletmeler için, 3 milyarı otomobille olacakken; 15 milyarlık hacmi ise tüketim kapsayacaktır.

• Akıllı Evler
Dijitalleşme sadece tüketicilere mal veya hizmet satın almalarını etkilememekte aynı zamanda günlük hayatlarında kullandıkları ürünlere karşı yeni taleplere neden olacak mal veya hizmet arzı sağlamaktadır. “Nesnelerin İnterneti (Internet of Things)” ile günlük yaşantımıza akıllı evler girmeye başlamaktadır. Akıllı ev sistemleri; Gerçek zamanlı çalışabilme, hızlı yazılım geliştirebilme, kolayca ve hızlıca yeni özellikler ekleyebilme, çıkarabilme, değiştirebilme, kolayca yapay zeka kısımlarını ve algoritmalarını değiştirebilme, yeni yapay zeka gerçekleştirimlerini ekleyebilme, donanım bağımsız, çok sayıda sensor çeşidiyle çalışabilme (Ergin, 2005) gibi bir çok özelliği tüketicilere sunmaktadır. Tüketicilerin akıllı ev sistemlerine olan talepleri gün geçtikçe artmaktadır. Deloitte Center’ın akıllı ev ve cihazların 2020 yılındaki geleceğiyle ilgili yaptığı analizlere göre, dünya genelinde akıllı ev sensörlerindeki kullanım %78,8 oranında artacak ve 71.2 milyondan 1 milyar 300 milyon seviyesine yükselecektir.

• Sürücüsüz Araçlar
“Nesnelerin İnterneti (Internet of Things)” ile günlük yaşantımıza girmekte olan başka bir üründe sürücüsüz araçlar olarak bilinen otonom araçlardır. Otonom araçlar içerisinde bulundurdukları otomatik kontrol sistemleri sayesinde bir sürücüye ihtiyaç duymadan yolu, trafik akışını ve çevresini algılayarak sürücünün müdahalesi olmadan seyir halinde gidebilen otomobillerdir (Alkan, 2016). 2017 yılında ultra lüks bir tüketim olarak gözükmekte olan otonom araçların talebinin gelecekte artacağı öngörülmektedir. Otonom araçlardan en büyük beklenti ise, trafik kazalarını arttıracak olmasıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle beraber tüketim alışkanlıkları, tüketicilerin hayatında ve tercihlerinde bilgi yoğunluklu akılcı kararlar alma yönünde şekillenmiştir. Mobil uygulamalar, cep telefonları, bilgisayarlar gibi kitle iletişim araçları ve hayatımıza yeni girmeye başlayan araçlar ile tüketici alışkanlıklarının değişiminin hala devam ediyor olduğunu söylemek mümkündür. Ama artık tüketici davranışlarında aşağı yönlü hareket etmeyecek tek husus muhteşem bilgiye ulaşma arzusudur. Gelecekte tüketiciler daha iyi kararlar verecekler ve minimum maliyetle maksimum faydayı sağlama amaçlarında daha başarılı bir tutum sergileyeceklerdir. Gelecekte tüketicilere kusursuz bilgiyi sağlayacak portallar artacak, bu doğrultuda tüketicilere yeni bilgiler alabileceği ortamlar sunulacaktır. Modadan okuma anlayışlarına, eğitimden küçük ev aletlerini satın almaya kadar değişen tüketici alışkanlıkları ve satın alma eğilimleri hayatımıza giren yeni araçlar ile birlikte değişmeye devam etmektedir.

Kaynakça

• Simonson, I., & Rosen, E. (2014). Absolute value: what really influences customers in the age of (nearly) perfect information. New York, NY: HarperBusiness.

• Seyrek, İsmail. (2002) “Küreselleşme Sürecinde İktisat Politikaları ve Yakınsama Tezi.” İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi

• Kevük, Süleyman. (2006) “Bilgi Ekonomisi.” Journal of Yaşar University

• Karahan, Ö. (2006). Asimetrik Bilgi ve Para Politikasının Etkinliği. Yönetim ve Ekonomi: Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 13(2), 151-163.

• KIRCOVA İbrahim, (2008) İnternette Pazarlama, Beta Yayınları, İstanbul, Ekim

• Erdem, Ş., Türkyılmaz, C. A., & Kırgız, A. C. (2015). ONLINE ANLIK SATIN ALMA DAVRANIŞLARININ HAZCI ALIŞVERİŞ MOTİVASYONLARI İLE AÇIKLAMASI: HAZIR GİYİM ÜRÜNLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA.

• Yalın, H. İ., Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme, Nobel, Ankara, 202 (2004).

• Milgram, P., Takemura, H., Utsumi, A., Kishino, F. (1994), “Augmented reality: a class of displays on the reality- virtuality continuum”, Telemanipulator and Telepresence Technologies, Vol. 2351 s.282-292

• Köroğlu, O. (2012). En yaygın iletişim ortamında artırılmış gerçeklik uygulamaları. XVII. Türkiye’de İnternet Konferansı bildiriler kitabı içinde, 74-81.

• NAR, M. Ş. (2015). KÜRESELLEŞMENİN TÜKETİM KÜLTÜRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: TEKNOLOJİ TÜKETİMİ. Journal of International Social Research, 8(37).

• Şimsek, M. Ş., & Akın, H. B. (2003). Teknoloji yönetimi ve örgütsel değişim. Çizgi Kitabevi.

• ERIKSEN, T.H. (2009). Küçük Yerler, Büyük Meseleler: Sosyal ve Kültürel Antropoloji

• Bayraktar, E., & Kaleli, F. (2007). SANAL GERÇEKLİK VE UYGULAMA ALANLARI.

• K. Dautenhahn et al. (1999) Bringing up robots or – the psychology of socially inteelligent robots: from theory to implementation, Proc. Of Autonomous Agents

• YETMEN, G. (2017) GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİ.

• Kutup, N. (2011). Nesnelerin Interneti; 4H Her yerden, Herkesle, Her zaman, Her nesne ile bağlantı. 16. Türkiye’de İnternet Konferansı inet-tr’11.

• http://www.greenbookblog.org/2013/09/11/meet-the-new-consumer/

• http://www.endustri40.com/surucusuz-otonom-araclar/

• http://www.hurriyet.com.tr/dijital-dunya-kuresellesme-anlayisini-degistiriyor-40505521

• http://www.csharpnedir.com/articles/read/?id=456

• https://www.milliyetemlak.com/dergi/akilli-evlere-talep-artiyor/

• http://ab.org.tr/ab08/kitap/Bildiriler/AHTuran_AB08.pdf

• http://www.mediacatonline.com/f-kusagi-gelecegin-tuketicileri/

• http://eticaretmag.com/amazon-kindle-kitap-satislari-normal-kitaplari-gecti/

• http://www.teknolo.com/sanal-gerceklik-nedir/

• http://www.dmy.info/sanal-gerceklik-nedir/

• http://www.gelecekhane.com/top10-trendler-2017/

• http://robotikbilim.blogspot.com.tr/2013/06/robotlarn-kullanm-alanlar.html

• http://www.gelecekhane.com/top10-trendler-2017/

• http://www.giyilebilirteknolojim.com/giyilebilir-teknoloji-nedir/

• http://www.karel.com.tr/blog/nesnelerin-interneti-iot-ve-sensor-uygulamalari

• https://www.statista.com/chart/207/the-rise-of-e-reading/

• https://www.statista.com/chart/6912/social-media-shopping-influence/

• https://www.statista.com/chart/10292/shopping-online-and-in-store/

• https://www.statista.com/chart/2936/internet-of-things-to-hit-the-mainstream-by-2020/

• https://www.statista.com/chart/3370/wearable-device-forecast/

Önceki Perşembe Sohbetleri II Gerçekleşti
Sonraki 2017'den 2018'e Doğru - Türkiye'de en karlı yatırım alanı nedir?

Yazar Hakkında

Ekonomistler Platformu
Ekonomistler Platformu 678 yazı

Ekonomistler Platformu, Türkiye’de ekonomi politikaları alanında referans bir sivil toplum örgütü olmak üzere 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Bilgi Notları 0 Yorum

Sen Büyüksün, Yine AF Edersin – 6552 sayılı Kanun (II), Arek Ferahyan – 25.09.2014

Değerli okurlar 11.09.2014 tarih ve 29116 mükerrer sayılı yayımlanan resmi gazete ile hayatımıza giren çok sayıda vergi düzenlemesini içeren 10.09.2014 tarih ve 6552 sayılı Kanun’un ödenemeyen prim ve vergi borçlarını

Bilgi Notları 0 Yorum

Kayıt Dışı İstihdam ve Hukuki Boyutu

Kayıt Dışı İstihdam Nedir ve Çeşitleri Nelerdir? Kayıt dışı istihdamı, sosyal güvenlik açısından niteliği itibariyle kanunlara uygun şekilde çalışarak istihdama katılan kişilerin, çalışmalarının gün veya ücret olarak ilgili kamu kurum

Bilgi Notları 0 Yorum

Enflasyonda tek hane mümkün mü?

Ekonomistler Platformu Araştırma Asistanı Oğuzhan Bayrak son enflasyon rakamlarını değerlendirdiği “Enflasyonda tek hane mümkün mü?” başlıklı değerlendirmenin pdf versiyonu için tıklayınız. Metnin tamamı aşağıda da sunulmuştur.

1 Yorum

  1. Ahmet Güven
    Şubat 10, 14:57 Reply
    Kaynak belirterek paylaştığınız bu makale çok faydalı oldu teşekkürler..

Yanıt verin