6111 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması

Arek Ferahyan, Ekonomistler Platformu İcra Kurulu Üyesi

Değerli okurlar Temmuz Bültenimizin ana konu başlığına uygun olması açısından güncel bir vergi gündemini sizlerle paylaşmanın bülten içerisinde bütünlük sağlayacağını düşündüm. Bülten içerisindeki vergi bölümüne ayrılan kısımda vergi gündemine ilişkin haberlerini fazla tercih etmemekteyim, öyle ki bir vergici olarak vergi kanunlarının doğru, tarafsız ve tutarlı bir şekilde uygulanabilmesinin ancak bilginin destek vermesi ile olabileceğini düşünmekteyim. Bu doğrultuda vergi bölümünün bütününde bilgi temelli çalışmalarımı bulabilmenizi sağlamak yegane arzumdur.    

 

Geçtiğimiz Haziran ayında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması uygulaması başvurularının bitmesinin ardından, 30 Haziran 2011 itibariyla 7.9 milyar TL tahsilat yapıldığını bildirdi. Bu tutar 5.4 milyar TL defaten ödeme, 2.5 milyar TL taksitli ödemelerden oluşmaktaydı.

Kanun kapsamında mükelleflerin 39.4 milyar TL başvuru beyanında bulmuştur. Sözkonusu başvuru tutarının 27.1 milyar TL kesinleşmiş alacaklar, 5.6 milyar TL ihtilaflı, inceleme, tarhiyat safhasındaki alacaklar ile pişmanlık beyanları, 1.5 milyar TL stok artımı beyanları,  5.1 milyar TL Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi matrah artımı beyanlarından oluşmaktadır.

31 Mayıs 2011 son başvuru süresi dolan 6111 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Yeniden Yapılandırıması Hakkındaki Kanun kapsamında mükelleflerin beyanını sağlamasına yönelik getirilen uygulamalara kısaca değinecek olursak, bu kanun ile kesinleşmiş ve ihtilaflı borçlar, pişmanlıkla beyan ve inceleme aşamasındaki, matrah ve vergi artırımında bulunulmasına ve stok beyanına ve kayıtların düzeltilmesine ilişkin düzenlemeler getirilmişti.

Bu noktada ilgili kanun kapsamında beyanda bulunan mükelleflerin hangi şekil ve şartlarda kanundan yararlanma hakkını kaybedeceklerini hatırlatmanın faydası olacağı düşüncesindeyim. Ödenecek taksitlerin bir takvim yılında 2’den fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde Kanun hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilecektir. Bu durumda diğer taksitlerinizi taksit aylarınızda ödemeye devam edebilirsiniz. Bir takvim yılında süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen en fazla 2 taksit tutarlarının ise en geç son taksiti izleyen ay sonuna kadar ödenecek ve geç ödenen süre için gecikme zammı oranında bir zamla tahsili gerekecektir. Ayrıca taksitler süresinde ödense dahi taksit ödeme süresince doğrudan ve/veya dolaylı vergi türlerinden yeni doğacak borçlarınızı süresinde ödemezseniz Kanundan yararlanma hakkını kaybedeceksiniz. Ancak, cari döneme ilişkin bu vergilerinizi de bir yılda iki defa süresinde ödememeniz ihlal sebebi sayılmamıştır.

Sonuç olarak 25 Şubat tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ilgili kanuna ilişkin mükellefler tarafından beyan yöntemiyle yapılan başvurular, 31 Mayıs tarihinde son bulmuştur. Sözkonusu kanun ile birlikte kamu idareleri 39.4 milyar TL tutarında gelir elde etmiştir. Denkleme iktisadi bakış açısından yaklaşacak olursak beyan yöntemiyle oluşan gelirin kamu yönetiminde kullanılmasının global krizin etkisinde olan dünya ekonomileri içerisinde ülke ekonomimize ilave bir katma değer kazandıracağı şüphesizdir. Öyle ki oluşan gelirin yeniden ülke ekonomisine kazandırılması paranın dolaşım hızının artmasına ve yeni tasaruflar veya yatırımları beraberinde getirecek olmasının da istihdam artışı sağlayacağını düşünmekteyim. Kanaatimce bu denklem ile sağlanacak istihdamın ve beraberindeki net gelir miktarının, büyüme veya verimlilik konularından hangisine öncelik tanınması gerekliliği en önemli karar noktasıdır. Yeni dönemde gelir vergisi konusunda değişlikler yapılmasına ilişkin haberler çıkmaktadır. Elbette ki Cumhuriyetimizin kuruluşundan bugüne kadar sürekli olarak gelir vergisi kanunu içerisindeki var olan aksaklıkları veya eksiklikleri tamamlayıcı ve/veya yeniden düzenleyici tebliğ, yönetmelikler, kararnameler ile desteklememizden dolayı kanun biraz hantallaşmıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nun yeniden yaratılmasına gerek yoktur. İlgili kanunun bütünleştirilmesi kanunun daha net ve anlaşılır olmasını sağlayacaktır.

 

Önceki Aile Şirketleri ve Kosgeb Destek Programları
Sonraki İstihdamsız Büyümeye Dikkat

Yazar Hakkında

Ekonomistler Platformu
Ekonomistler Platformu 655 yazı

Ekonomistler Platformu, Türkiye’de ekonomi politikaları alanında referans bir sivil toplum örgütü olmak üzere 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Blog

Anadolu Kaplanları

Ahmet Can, Ekonomistler Platformu Genel Sekreteri                 2023 hedeflerimiz arasında yer alan 500 milyar dolarlık ihracat hedefimiz ülkemizin üretime ve üreticiye ilerleyen dönemde

Blog

Sanayi Teşvik Paketi

Arek Ferahyan, Ekonomistler Platformu İcra Kurulu Üyesi   Değerli okurlar sizlere bu ay bültenimizin içerisinde incelediğimiz Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan “Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi 2011-2014” ile paralel olarak

Blog 0 Yorum

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi: Fırsat mı Zorunluluk mu?

Berna Ülkü, Ekonomistler Platformu Üyesi Türk Ticaret Kanunu, şirketlere yönetim kurullarında en az yüzde 30 bağımsız üye bulundurma zorunluluğu getiriyor. Bu şu demek;  SPK’nın kurumsal yönetim ilkeleri gereği halka açık