2023 ve Hedefler – Hakan Aktaş

Seçim yaklaşıyor… Siyasi arenalardaki sıcaklığı daha da hisseder olmaya başladık. Partilerin gece gündüz çalışmaya başladığı bu dönemde, bir adım daha önde olabilmek için siyasiler uzun vadeli çalışmalarını art arda medyada duyuruyorlar.

Buraya kadar her şeyin normal olduğu söylenebilir ancak Türkiye gibi yıllık hedeflerin dahi sapabildiği hassas bir ekonomide “2023 Hedefleri” gibi – ki oldukça cesurca olduğunu düşündüğüm – uzun vadeli ekonomik verilerin açıklanması ne kadar doğru olabilir. Bu yargıların bende oluşmasındaki en büyük etken, bu verilerin şu anda bile kafa karıştırıyor olması olabilir mi?

Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı Ak Parti Seçim Beyannamesi’nde dikkati çeken bir çok ekonomik veri bulunuyor. Keza CHP’nin de beyannamesinde benzer hedefler yer alıyor. Türk Siyasi Tarihini incelediğinizde benzer uzun vadeli hedeflerin geçmişte de siyasi propaganda malzemesi olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu hedeflerin gelecek beklentilerini rasyonel bir yolla yükseltme açısından olumlu etkileri olacağı beklenebilir. Ama bazen bu hedeflerin sayılara döküldüğünde rasyonelliğin yerini popülizme bırakması da söz konusu olabiliyor.

Bu verilerden bence en çok dikkat çekeni ise dış ticaret ile ilgili hedefler.

Cari açık veren bir ülkeyiz, kalkınmakta ve büyümekte olan birçok ülkede olduğu gibi dış ticaret dengemizde ithalat yönünde ağır basmaktadır. İthalat kalemlerinde nihai – ara(ve de hammadde) ürün dengesinin gittikçe ara mamul yönünde ağırlık kazandığını biliyoruz.

İhracatın ithalatı karşılama oranı yıldan yıla değişse de ortalama %60 – %70 civarında seyretmekte. Örneğin Şubat verilerine baktığımızda % 58, Mart’ta ise 54.7 civarlarında bir oran gerçekleşmiş. Söz konusu oranın seyrinde mevsimsellik etkileri ile zaman zaman daha farklı rakamlara ulaşılsa da genel ortalama sürekli ithalat yönünde ciddi bir açık verdiğimizi gösteriyor.

Ayrıca dış ticaret açığına baktığımızda Mart ayında yeni bir rekora imza atmış gözüküyor. En son 2008’de 76 milyar doları aşmış ve sonra küresel krizin etkileri ve global gelişmelerle gerilemişti. Ama Mart ayına baktığımızda dış Ticaret açığının 83 milyar doları aştığını görüyoruz.

Peki siyasi partiler ne diyor? 2023 yılı için farklı farklı rakamlar da olsa hükümet ve muhalefet partileri 500 milyar dolar civarında bir ihracat ve yaklaşık 1 trilyon dolar civarında bir toplam dış Ticaret hacmi ön görüyorlar. Buraya kadar herşey normal gözüküyor ama söz konusu hacmin oluşması için 500’er milyar dolar ithalat ve ihracat rakamına ulaşmamız gerekiyor. Ülkemiz için en çok isteyeceğimiz projeksiyonlardan biri ama yukarıda yazdıklarımı dikkate alınca mantıklı bir temele oturtmakta zorlanıyorum.

Çünkü, İhracatın artması ithalatında artmasını (veya tersi) sağlamakta iken bu dengeyi sağlayabilecek minimum ithalat maksimum ihracat artış oranlarını nasıl yakalayacaksınız? Yani ara mamül, hammadde girişini kısarak ihracat artışını nasıl sağlayabileceksiniz?

 

Bugüne kadar bir türlü eşitlenemeyen ihracat ve ithalat hacimlerinin bundan sonra nasıl dengeleneceği sorusuna siyasi partilerin vereceği yanıtın, en az ortaya koyulan hedef kadar iddialı olmasını beklerdim. Ancak gördüğüm kadarıyla, seçimin de yarattığı ortam ile partiler şu aşamada sadece hedefi söyleyebiliyorlar. Nasıl ulaşılacağı ifade edilmediğinde ise bu hedefler geçmiş dönemlerdeki gibi sadece bir seçim malzemesi olmaktan ileri gidemiyor.

Bu projenin detaylarını beklerken, bu kadar hassas bir konuda ciddi bir çalışma yaptıkları ve dış ticaret dengesine ilişkin çizmeye çalıştığım tabloya projeleriyle yeni bir bakış açısı getirebilecek oldukları en büyük temennim olacaktır.

Geçen ay bir toplantıda Sayın Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan’ın, büyük ticaret hacmine sahip gelişmiş ülkelere yönelik ihracatçıları teşvik etmek için söylediği “Niye satamıyorsun be kardeşim. Satan nasıl satıyor” gibi demeçleri, ihracatçılara daha güvenilir ve efektif gelecek olan ihracat destekleri, danışmanlık hizmetleri gibi argümanlarla desteklemesini umut ediyoruz.

İhracatçılarımız gerek kurdan kaynaklanan değişimler ve gerekse genel maliyetlerin yükselmesinden dolayı gerçekten sıkıntılı bir dönem geçirmektedir. Oldukça düşük kar marjları ile hareket eden ihracatçımız, yüzünü güldürecek ve yeni pazar arayışlarına sokacak kalkınma projelerini beklemektedir.

Önümüzdeki sayılarda bu konuları daha geniş bir perspektifte inceleyerek, tablonun daha net görülmesini sağlamaya çalışacağım. Her bir noktası detaylı incelenmesi gereken dış ticaret dengelerinin ne kadar hassas olduğunu ve ince elenip sık dokunulmasının faydalarını, siz değerli okuyucularımızla paylaşmaya çalışacağım.

En iyi fiyatlardan geciktirici sprey ve geciktirici hap türkiye resmi satış sitesi.

Önceki Cari Açık ve Türkiye - Gökhan Ezgin
Sonraki AB Göç Politikasında Güncel Gelişmeler - Pelin Bingöl

Yazar Hakkında

Ekonomistler Platformu
Ekonomistler Platformu 660 yazı

Ekonomistler Platformu, Türkiye’de ekonomi politikaları alanında referans bir sivil toplum örgütü olmak üzere 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir.

Bu yazıları da beğenebilirsiniz

Blog 0 Yorum

Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Sorunu – 1

Ahmet Can, Ekonomistler Platformu Genel Sekreteri   Türkiye’de sosyal hayatın en güçlü yapısı olan aile, toplumumuzda bireylerin hayatlarında her zaman öncelikli bir yere sahip olan kurumdur. Bu kurum içerisinde öğrenilen

Blog 0 Yorum

Çalışma Yaşamında Dezavantajlı Gruplar

Ahmet Can, Ekonomistler Platformu Genel Sekreteri   Türkiye’de çalışma hayatının yapısal birçok sorununun yanı sıra birtakım sosyal sorunlarının da varlığından bahsetmek gerekmektedir. Sosyal yapımız içerisinde bazı dezavantajlı grupların iş yaşamında

Blog 0 Yorum

Madencilik Sektörüne Bakış

Sina Erkul, Stratejik Planlama Analisti Türkiye’nin belli başlı özeliklerini destanlaştırıp anlatır dururuz. Bu destanlaşan özelliklerden biri de zengin maden yataklarımızdır.  Gelin görün ki o madenleri yıllardır kazma kürekle gemilere yükleyip